Çocuklarınız için muhtemelen işe yaramayacak ‘’iyi niyetli düşünceler’’

Klinik görüşmelerimin çoğunda ailelerin üst düzey iyi niyetle çocuk yetiştirmeye çalıştıklarını görüyorum. Bunda ne var diyebilirsiniz. İyi niyeti özellikle vurguladım çünkü çocuk yetiştirme konusunda kötü niyetle yaptığımız hiçbir şey yok! Ama bu da onlara zarar vermediğimiz anlamına gelmiyor. Bir çocuğun iç dünyasına nasıl zarar verdiğimizi anlamak için ilk önce onları daha iyi tanımak gerekiyor.


En yaygın düşünce hataları neler:



İyi niyetli hedef: Çocuğunun akademik hayatının takipçisi olmak.


- Bir çocuğunun akademik hayat performansını tek hedef haline getirirseniz o sizden ve derslerden kaçacak delik ararken siz de onu kovalamaktan kendi hayatına odaklanamayan insanlar olacaksınız. Bunun ayrı bir etkisi ise ancak çalışkan veya zeki olduğunu kanıtlayabilirse (notlarla,sıralamayla) sevilmeyi hak ettiğini düşünen çocuklar büyüteceksiniz.


Bunun çözümü: Her çocuğun iyi olduğu bir şeyler var fakat onu aramaya ya cesareti ya da özgüveni yok. Biz ona uğraş bulmak yerine onun kendisini bulmasına yardımcı olmamız ve onu hayata dahil ederek özgüvenini arttırmayı seçmemiz gerekiyor.

İyi niyetli hedef: Çocuğun her ihtiyacını karşılamak.


Her şeyi var daha ne istiyor anlamış değilim.’’ diyen bir ebeveyn çocukların her ihtiyacını karşılayamayacağını hatırlatmalı. Her şeyin var olması mümkün değil. Çocuğunuza bir helikopter aldığınızı düşünelim. (bir o kalmış olabilir) Helikopterin çocuğunuzun beyin kimyasallarında yaratacağı etki ile en sevdiği oyuncağı aldığınızdaki etki benzer olabilir. Bu da demek oluyor ki alınan şeylerin çokluğundan öte niteliği ve hatta eksikliği çocuğu yaratıcılığa ve böylece kendi hayal dünyasında gerçekleştirdikleri ile dopamin salgılamasına yani mutlu olmasına neden oluyor. Aksi takdirde ihtiyacını kendi karşılayamayan çocuklar yetiştirilebilir.



İyi niyetli hedef: Çocuğa hedef koyarken eşlik etmek


Çocuklara hedef koyarken onların adına bunu siz yapmayın. Terapi odasına giren ebeveynlerin bazıları ‘’biz’’ diye konuşur. Bu ebeveynin çocuğun gelişim sürecini ne kadar içselleştirdiğini gösterir. Böylece başarıları ne kadar sevindirirse başarısızlıkları da o derece kişiselleştirilir. Bu yüzden hata toleransı olmayan, yenilmeyi sevmeyen, oyunu bırakan çocuklar yetiştirilebilir.


Çözüm: Hedeflerini kendinize veya çevrenizdeki çocuklara göre kıyaslamadan ciddiye alın. Bu kısımda asıl hedefin ‘’hedef gerçekleştirmek'' olduğunu unutmayın. Şimdinin küçük hedefleri yarının inanamayacağınız kadar büyük hedeflerine dönüşecek.

İyi niyetli hedef: Çocuğum hep mutlu olsun!



Çocuklar üzülür, ağlarlar, mutsuz olurlar, gülerler, zıplarlar, mutlu olurlar. Yani onlar dahil bütün insanlık için tek bir duygu yok. Onları sadece mutlu olmalarına odaklamayın. Sonrasında mutlu taklidi yapmaya, fotoğraf çekilirken dişlerini gösterip çekim bittiğinde ise yine kendi duygularına dönerler. Bu da hayatları boyunca mış gibi yaşamalarını sağlar.


Çoğu ebeveynin düşünce modelinde evlatlarının geleceği için şimdi bir şeyler yapmazsa geç kalmış olacağı veya çocuğu için aşırı önemli kararlara şimdiden imza atmaları gerektiği yatar. Bu düşünce döngüsü ebeveyni kaygıya sürüklerse. Tıpkı araba sürüşüne güvenmediği birinin yanında otururmuşçasına, tedirginlikle kendi çocuğun hayatını çocuğun yerine yaşamaya başlar. Bu iyi niyetli düşünce de çocuğa ulaşılacak bir hedef veya ihtiyaç hali bırakmayacaktır. Böylelikle gelişime ve hedeflere ihtiyaç duyulmaz. Çaba ortadan kaybolur. Bu yüzden iyi bir ebeveynlik ancak çocuğun kendini ifade edebileceği, fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarının azami derecede karşılandığı aile yapısıdır.

226 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör