Psikolojim Oyunumu Etkiler mi?

İyi bir sporcu olmak,fiziksel gücümüzün yanı sıra psikolojik bir güç gerektirir.

Sporun günümüzde en iyilerinin , kendi oyunlarında mental olarak da ‘en iyi’ olduğu gözlemlenmektedir. Sporcuyu bir bilgisayara benzetebiliriz. Bilgisayarın donanımı ne kadar iyi olursa olsun,o donanımı maksimum güç ile kullanabilmemize yardımcı olan şey onun yazılımıdır. Bu yüzden kişinin psikolojisinin kendi kontrolü altında olması, oyuncunun maç içinde ‘kanal değiştirir’ düğmelerinin farkında olması demektir.Bu da oyuncuya. maç/performans sırasında durumsal esneklik tanıyacak ve içinde bulunduğu negatif durumdan sayılmasını sağlayacaktır. Örnek vermek gerekirse psikolojik esneklik sağlandığında, şut kaçırdığımızda , top kaptırdığımızda ya da antrenörlerimizin olumsuz tepkilerine maruz kaldığımızda küsme,oyundan kopma vb. faktörler ortadan kalkacaktır.


Bu oyuncunun maça çıkmadan önce gerekli kaygı düzeyinde olması önemlidir, çünkü optimal(en uygun) kaygı düzeyi onu uyaranlara karşı daha aktif hale getirir.Öte yandan bu kaygı düzeyinin fazla olması heyecan seviyesinin kontrolsüz artmasına ve oyuncunun kontrolünü kaybetmesine neden olabilir.Bunu engellemek için oyuncunun kullanacağı bazı taktikler şunlardır:


1)Maça çıkmadan önce maçı hayal et!

Bu tekniğe ‘imajijasyon tekniği’ denir. İnsan beyninin en büyük sihirlerinden biri olan hayal etme yeteneğimizi kullanıp,bedenimizi sanki o maç oynanıyormuşçasına hazırlayabiliriz.Böylelikle maçta karşılaşabileceğimiz pozisyonları önceden kendimize yaşatabilir ve ona göre pozisyonları alabiliriz.


2)Tutarlı gerçekçi bir hedef belirle !

Maçı zihinsel olarak oynarken kendinize tutarlı hedefler belirleyin. Günümüzde konsol oyunlarının altyapı oyuncularımızın üzerinde yan etkileri büyüktür. Zihinsel antrenmanda kişi, oynadığı oyunlardaki oyuncularla kendini kıyaslayabilir ve gerçeklikle örtüşmeyen pozisyonlar hayal etmesine sebep olabilir. Burada dikkate almamız gereken şey, oyuncunun kendi üzerinde olan beklentilerinin artmasıdır, çünkü tıpkı konsol oyunlarındaki gibi yüksek yüzdeyle şut atan, istediği gibi her yerden sayı üretebilen bir oyuncu ile özdeşleşmiş bir beyin gerçeklikte kendini yetersiz hissedebilir.


3)Kendi pozisyonunda en iyileri izle !

İnsan beyninin en önemli özelliklerinden biri,yirminci yüzyılda İtalya’da Parma Üniversitesi’nde keşfedilen ‘Ayna nöronlar’dır. Bu sisteme ‘ayna’ denmesinin sebebi beynin gördüğü hareketi istemsiz taklit edebilmesidir. Araştırmalarda elektrotlar yardımı ile yapılan ölçümlerde kişi hareket etmese bile ,izlediği performansın kasılmalarını taklit ediyor.Böylece sadece izleyerek bile antrenman yapabiliyorsunuz.


4) Analitik düşünceye önem ver !

Psikolojide bakış açısının çok önemli bir yeri vardır.Kişinin bakış açısının genişlemesi, zeka ve problem çözme becerisi ile paralel olarak ilerler. Oyuncunun bir pozisyondaki maksimum seçeneği görmesi,bu becerisi ile doğru orantılıdır. Bu yüzden,bu becerileri analitik düşünce sistemini geliştirerek daha yararlı hale sokabiliriz. Örneğin,matematikte bir denklem sorusunu birçok farklı yolla çözmek gibi, bir pozisyonda birçok farklı seçeneği değerlendirmek bu yeteneğin gelişimine bağlıdır. Bu yüzden bakış açınızı genişletecek aktivitelerde bulunup, oyununuzdaki gözle görülür değişimin farkına varın.

5) Doğru motive ol!

Doğru motive olmak ilk önce motivasyon için en doğru nedeni bulmayı gerekir. Sana güç veren bir neden bul ve gerektiği yerde bunu kullan.


Antrenörlerin oyuncuları ile olan bağlanma stilleri ve ilişkileri,takım performansı üzerinde bir etki yaratır.Örneğin bir çok antrenör oyuncu ile fiziksel ve göz teması kurmalıdır. Çünkü iyi bir takım ,anlaşılabilen bireylerden oluşur. Bunun dışında, antrenörün oyuncuyu yönlendirebilme becerisi de önemlidir.

Öte yandan sporcunun ailesi. performansında büyük bir rol oynar.Ebeveyn hırslarımız, bazen oyuncunun saha içi rolünü benimseyememesine neden olabilir. Örnek verecek olursak ,antrenörün uygun gördüğü herhangi bir hücum oyunu düzenine,pasif bir rolde yer alan oyuncumuzun sayı üretmesi gerektiğini düşünen ebeveynler verilebilir.Bu düşünce, oyuncuya kendi oyununu sorgulatabilir ve böylece sistem hata vermeye başlayacaktır. Bu örnekte takım sporları için, takımdaki her oyuncuyu bir çarkın dişlilerine benzetirsek, herhangi bir dişlinin aksaması halinde sisteminde aynı oranda aksaması mümkün olacaktır. Bu yüzden bir ebeveyn olarak, takımın oyuncunun ve antrenörün oyun algısına güvenmemiz gerekir.

Diğer bir konu ise,oyuncunun okul,aile ve takım üçgeninin dengesi çok önemlidir. Bu üçgenin arasındaki bağlantılar oyuncunun saha içi performansını da etkiler. Yetiştirilmeye çalışılan ödevler, belirlenememiş hedefler,takımdaki rekabet, ailesel sorunlar gibi birçok faktör oyuncuyu bölmekte ve saha içerisinde etkilemektedir. Ailenin bu üçgen içerisinde destekleyici bir rolü olmalıdır, çünkü hırslarımıza yenik düşüp ,ebeveyni olduğumuz çocuğu takım içerisinde istenmeyen,gereksiz bir yarışa sürükleyebiliriz. Bu yüzden hem aileler hem de sporcular tarafından sporun, en başta kişilik gelişimi,eğlence, psikolojik ve fiziksel sağlık için yapıldığı unutulmamalıdır. Gerektiğinde bu gelişimin daha sağlıklı yürüyebilmesi adına uzmanlardan yardım alınmalıdır.



Uzm.Klinik Psikolog Serdar Vatansever / Beşiktaş dergisi




27 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör